Yükleniyor...

 

DanışmanlıkGenelLgsÖzel DersRehberlikKENDİNİ GERÇEKLEŞTİREN KEHANETLER VE ÖĞRENCİ BAŞARISINDAKİ ROLÜ | ozeldersbudur.com

Nedir bu kendini gerçekleştiren kehanet?

Konuşma, davranış ve düşünme tarzınızla kendinizin ve başkalarının davranışlarını şekillendirebileceğinizin farkında mısınız? Bazı işleri sırf kendinize inandığınız, yapabileceğinize güvendiğiniz için gerçekleştirmiş olabileceğinizi düşünüyor musunuz? Ya da tam tersi, bir işi aslında yapabilecek güçte olduğunuz halde o işi kendinize güvenmediğiniz, kendi kendinize “Ben bunu yapamam” dediğiniz için yapamadığınız oldu mu? Bir iş görüşmesinden önce çok heyecanlıydınız, görüşmenin kötü geçeceğinden emindiniz ve gerçekten de görüşme kötü mü geçti? Eğer bu sorulara cevabınız evet ise kendini gerçekleştiren kehanetlerin dünyasıyla tanışmışsınız demektir.

Hepimizin kendimizden ve diğer insanlardan beklentilerimiz var. Beklenti etkisini, ilk kez araştırma konusu yapan toplum bilimci Robert Metron bu davranışsal uyuma “kendini doğrulayan kehanet” adını vermiştir. Merton bu kavramı “bir durumun yanlış  tanımının, yeni bir davranışa yol açmasıyla birlikte,  başlangıçta  yapılan  yanlış  tanımın  gerçekleşmesi” olarak tanımlamaktadır.

Olayın akademik yönüne bakacak olursak;

Kendini  Gerçekleştiren  Kehanet  Kavramının  üç  Farklı Yansıması  

(Pygmalion,Galatea ve Golem  Etkileri)

 

Bunların  ilki  pozitif beklentilerin  pozitif  sonuçlar  doğurmasını ifade eden Pygmalion Etkisidir. Sözgelimi çocuklarının hep daha iyisini yapabileceğine inanan bir ailenin  oluşturduğu pozitif ve  güçlü etki,  gerçekte  vasat olan  çocuklarının performansında artışa neden olabilmektedir

İkinci etki  ise  negatif  beklentilerin negatif  sonuçlar doğurduğu  “Golem Etkisidir”.

Sözgelimi öğretmenleri tarafından az şey beklenen öğrenciler, tabiatıyla kendilerini zorlamamakta ve öğretmeninin bu davranışına paralel davranmaktadırlar.  Çünkü  öğrencilerinin  vasat  performansı  öğretmeni  tatmin  etmeye yetmektedir.

Genelde bu kehanette, üç önemli adım mevcuttur

1.adım; öğretmen bir öğrencisinin diğer öğrencilerinden daha az yetenekli olduğunu varsayabilir.

2.adım; öğretmen daha az yetenekli olduğuna inandığı öğrenciye daha az söz verir veya daha az zaman ayırır

3.adım; öğretmeni tarafından yeteneksiz olarak görünen öğrenci, nihayetinde diğer öğrencilere nazaran derse daha az katılım gösterir ve daha az öğrenir.

Üçüncü etki ise hedefin veya bireyin davranışında gözlemci beklentilerinin etkisinin olmamasını ifade  eden  “Galatea  Etkisidir”.Tüm eleştirilere sırtını dönüp, kendisine ve potansiyeline güvenmekten vazgeçmeyen birinin pilot olması Galatea Etkisine bir örnektir.

Takdir edersiniz ki üçüncüsü çok da karşılaşılmayan bir durumdur.

Pygmalion etkisine deneysel örnek

Rosenthal”in 18 öğretmen ve 650 çocuk olan bir ilkokulda yaptıkları çalışmada, her sınıftan eşit sayıda öğrenci iki gruba ayrılır. Rosenthal, gruplardan birine “zeki grup” der. Öğretmenlere “zeki grubun” içinde yer alan öğrencilerin adını vererek, bu öğrencilerin öyle olmadığı halde “ileri zekalı” olduğunu ve yüksek potansiyelleri olduğunu söyler. Bir yılın sonunda bu çocukların diğerlerine oranla akademik açıdan çok daha fazla geliştikleri görülür. Üstelik zeka puanları bile anlamlı derecede artar. Rosenthal”a göre, öğretmenlerin yüksek performans beklentisi, öğrencilere söyledikleri şeyler, yüz ifadeleri, gibi sözel ve sözel olmayan çeşitli şekillerde iletilmiş olabilir. Bu deneyde her iki grup arasında öğretmenlerin öğrencilerle geçirdiği süre açısından bir fark bulunmamaktadır, ancak öğrencileri ile kurdukları ilişkinin niteliği daha farklıdır. Bu şekilde gruba hissettirilen olumlu beklentinin öğrencilerin benlik kavramları üzerinde etki etmiş ve motivasyonlarını, kavrama becerilerini yükseltmiştir.

Sonuç olarak bir  eğitmenin  öğrencisinin başarabileceğine inanmasının,  bu  inancını  hal ve  vücut  diliyle  öğrencisine  aktarmasının,  hem öğrencinin akademik hayatında hem de özel hayatında pozitif yönde ateşleyici etkisi mevcuttur. Ancak burada önemli bir nokta potansiyelini ortaya çıkarmak için gayret etm

esine rağmen aşırı beklentiyle öğrencileri psikolojik baskı altına almamak için ince bir ayrım yapılması gerekmektedir.

Özelikle sınav grubu öğrencilerimiz hakkında olumlu beklentiler taşımalı, hem kendimizi hem de öğrencilerimizin beklentilerini üst düzey tutmalı (dengeli !) ve ona göre gayret etmeliyiz.

Tüm velilerime ve eğitimci arkadaşlara tavsiyem, öğrencilere bakış açımızın geleceği şekillendireceği gerçeğini unutmadan olabildiğince pozitif beklentilerle hareket etmektir.

Sevgilerimle.

Alpaslan Altınpınar

Bir cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Required fields are marked *